23 Haziran 2015 Salı

Havaalanında Kahve

Kahvaltı yapmayı çok severim, ayrı... Ama yemek yerine kahveyi tercih edecek insanların soyundanım. Benim hayatımın demirbaşlarından biridir kahve. Bazen kalabalık bir insan topluluğu içinde olmak yerine kahvem ve ben, daha cazip bir birliktelik gelir bana... Sabahları kahve içmeden önce kendimi uyanmış saymam, kolay kolay bir işe veremem kendimi. Şu anda da İstanbul Havaalanı'nda bir kahve dükkanında bilgisayarımı açmış yazıyorum bu yazıyı. Yanlız başıma dönüyorum Antalya'ya, kahvem de hareket saatini beklerken ki eşlikçim. İstanbul'da gri, bulutlu bir hava var bu yaz gününde, hatta birkaç gündür böyle. Dışarıdaki nemli sıcak olmasa rahatlıkla kendinizi İngiltere'de hissedebilirsiniz. Benim gibi bir yaz mevsimini orada geçirmiş biriyseniz, özleyebilirsiniz. Buradan görüntülerle bitireyim yazımı ve uçağıma gitmek üzere çıkış kapısına yanaşayım yavaş yavaş... 

Starbucks coffee



22 Haziran 2015 Pazartesi

Hayalini mi yapıyorsun, senden beklenileni mi?


Oğuz Veli Yavaş'ın bloguyla yeni tanıştım ve güzel bir yazısına denk geldim. Zaman zaman kendimizi yokladığımız sorudur, istediğim işi mi yapıyorum, yoksa başkaların beklentileri doğrultusunda mı yaşıyorum? Bunun cevabı her zaman hayalimdeki işi olmalıdır, hayat istemediğimiz şeylere kendimizi zorlamak için kısa. Bırakın kendinizi hayatın temposuna, kaderinizin akışına... Ama pasif bir şekilde değil, aktif olarak hayal ettiğiniz işin içinde olun, bu zevki kimsenin sizden çalmasına izin vermeyin. Azla yetinmek zorunda değilsiniz. İç sesinizi dinleyin başkalarını dinlemektense... Benim vereceğim tavsiyeler kısaca bunlar. Oğuz Veli Yavaş'ın yazısından da iş hayatında başarıyı yakalamak ile ilgili kısa bir alıntı yapalım: 

  • Kendinize karşı dürüst davranın.
  • Her zaman araştırın, okuyun ve not tutun.
  • Hayalinize ulaşma imkanınız binde bir bile olsa o biri kovalamaya başlayın. Gerisi gelecektir.
  • Ekibinizi doğru seçin! Sonra başınız ağrımasın.
  • Gerektiğinde ara verin, zorlamayın.
  • Para kazanmak için değil, sevdiğiniz için bir işi yapın. Sonra para kazanın.
  • Belirlediğiniz büyük hayalleri, ufak miktarlar için satmayın.
  • Size manevi olarak destek olacak, tökezlediğinizde yol gösterecek birilerini bulun.
  • Tek başınıza değil, takımız ile ilerleyin!

18 Haziran 2015 Perşembe

Müzede Kahve Keyfi


Antalya Müzesi çok geniş ve çok çeşitliliğe sahip bir zenginlikte olup, içindeki tarihi eserlerle kentimizin yüz akıdır bana göre. Bunun yanında harika bir hediyelik eşya mağazası ve kafesi vardır. Ayrıca içinde bulunan küçük bir sergi salonuyla da güzelliğini taçlandırır. Müzede yapılan oraya has bir Türk kahvesi vardır ve bu kuru kahve olarak da şık ambalajında satılır. Bugün sabah kahvemi şehrin öbür ucuna yolculuk yapıp müzenin kafesinde içtim, biraz da Mevlana üzerine olan kitabımdan okudum. Alttaki resim de müzedeki sergiden...

Bircan Koldaş

Ve Mevlana'nın çağıran enfes sözlerinden bazı alıntılar:

" Yine de gel, yine de, ne olursan ol yinede gel.
Hıristiyan, Mecusi, Putperest olsan da yine gel.
Bu bizim dergahımız ümitsizlik dergahı değildir. 
Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel."


"Beri gel, daha beri, daha beri. Bu yolculuk nereye dek böyle? Bu hır gür, bu savaş nereye dek? Sen bensin işte, ben senim işte"

Mevlana yazmakla, anlatmakla bitmez. Sanırım özellikle Şems'le ikisi hakkında daha çok yazı yazarım. 


Ramazan ayınızı kalpten kutluyorum, hayırlı ve huzurlu geçmesini diliyorum hepimiz için...

17 Haziran 2015 Çarşamba

One Fine Day

Dün çok güzel bir gün geçirdim. İşleri pazartesi günü yoğun bir şekilde yoluna koyduktan ve akşamında uzun ve derin bir uyku çektikten sonra, ertesi gün benim için inanılmaz güzel geçti. Öncelikle sabah balkonumda Japon Gülümün tekrar açtığını farkettim :) Çok sevdiğim bir çiçek, çocukluğumun geçtiği, bahçesinde bol bol oynadığım bir lokalde bulunduğu için de özel ve nostaljik benim için... Öğlen annemin lezzetli yemekleri ve benim enfes salatam mideye indirildikten sonra, bana değerli bilgiler veren kitabıma gömüldüm. Öğleden sonra hurma ve böğürtlen şarabı keyfi yaptım. Ve ardından arkadaşım arayıp akşamüstü bana gelmek istediğini söyleyince hazırlıklar başladı. Japon Gülüm içerideki katmerli Petunyamla birlikte iç mekan dekorunun bir parçası haline getirildi ve ne zamandır denemek istediğim, bir İtalyan tatlısı olan Panna Cotta yapıldı. Panna Cotta sütlü bir tatlı, özellikle de bol kremalı. O kadar aceleyle yapıp donması için uğraş verdim ki, o telaşta fotoğrafını çekmek aklıma bile gelmedi. Ama buraya size tarifi aldığım sitenin adresini vereceğim tabiiki :) Çok lezzetli oldu ama yaptıktan bir saat kadar sonra arkadaşım geldiği için tam donmadı maalesef. Olabildiğince donması için tatlı derin dondurucuyla dolap arasında gitti, geldi. Tarifle yapılan miktar tam iki kaselik, bu bilgiyi de verdikten sonra başka bir bloggerdan alınan tarife geçebiliriz:


Ben aktara gidecek zaman bulamadığımdan, toz jelatin yerine muzlu jöle kullandım, üzerine de muz parçaları koyup servis yaptım. Benim gibi yapacak olursanız, şeker miktarını biraz azaltın, çünkü jöle de şekerli... Yoksa benim yaptığım gibi tatlıyı hazırlarken içine biraz da limon sıkmak zorunda kalırsınız :)

13 Haziran 2015 Cumartesi

D Vitamini - Güneş Işığı Vitamini

D vitamini alımının önemi biraraya geldiğimizde sık sık sohbetlerimize konu olur. İleri yaşlarda, genellikle bayanlarda görülen kemik erimesi ile karşılaşma korkusu, genç yaşımızda aklımıza sokulur. Süt içmeye, yoğurt, peynir yemeğe önem veririz, hoş, bana kimse "peynir ye" demese bile, etle kıyaslandığında daha çok yemek istediğim, ihtiyaç duyduğum besindir.

Ancak son okuduğum kitap; süt, peynir ve yoğurttan alınan kalsiyum yerine, inek ve keçinin süt yapmak için yediği besinlerin alınmasını öğütlüyor, yani yeşillikler; marul, roka, ıspanak, semizotu, pazı... Mümkün olduğu kadar bu besinlerin alınması daha faydalı. Ve tabii ki güneş ışığı almak gerekiyor! Aşağıdaki makalede D vitamini alımının öneminden bahsediyor, ayrıca bu vitamini vücudumuzun alması için derimiz güneş ışığıyla direkt temas kurmalıymış, yani kıyafetlerle güneş ışığı altında dolaşmak yeterli olmuyor.

Herkese olabildiğince havuz ve deniz kenarında geçirebileceği bir yaz diliyorum :) 

3 Haziran 2015 Çarşamba

Hep kuru incirin suçu bunlar!

Twitter hesabım yok ama Twitter'dan bazı yazarları takip ediyorum, bunlardan biri de Kanat Atkaya.

Hürriyette yıllarca köşe yazılarını takip ettim. Şimdi başlığı ilgimi çeken yazılarını okuyorum. Müzikle ilgili çokça yazar. Bu sefer benim uzun yıllar çalıştığım, aile mesleğim ve hala çalışma konularımdan biri olan ziraatte, üretici-tüketici fiyatları arasındaki uçuruma değinen bir yazı yazmış. Ülkemizin bilinen bir sorunu, çok hoş anlatmış...


Hep kuru incirin suçu bunlar! - Kanat ATKAYA



2 Haziran 2015 Salı

Antalya'nın Korkuteli İlçesi'nden Getirdiklerim

Geçenlerde Korkuteli'ye gittik ve bir gece geçirdik. Gittiğimizde bizi böyle bir bruncla karşıladılar aile dostlarımız :) Ertesi sabah da buna ek olarak taze pişirilmiş yufka ekmek kahvaltımıza eşlik etti.


Oranın tereyağını her daim bulunduruyoruz, Antalya'da yaşayanlara tavsiye ederim. Ben bu sefer acı kırmızı biber fideleri ve bir fesleğen fidesi getirdim. Evimizin balkon ve terasındaki saksılara diktim.

Nane yetiştiriyorduk ayrıca saksıda meyve ağaççıklarımız da var, limon ve kamkatımız, ama saksıda sebze yani biber yetiştirmek benim için yeni bir deneyim. Fesleğen de ilk defa yetiştiriyorum. Umarım yaz sıcağını başarıyla atlatırlar, büyüdüklerini görürüz ve kırmızı kırmızı biberlerimi dalından toplarım :)