29 Ekim 2015 Perşembe

Batman vs Robin & Hitman Tetikçi Ajan 47

Dün akşam ve bu öğleden sonra internetten izlediğim filmler bunlar. Daha çok erkeklerin zevklerine uygun gibi değil mi? Bazen naif ve kırılgan tarafımı bir tarafa bırakıp dövüş filmleri izlemek istiyorum. İşte bunlar da böyle bir dönemime denk geldi :)

Hatta bazen dövüş sanatları öğrenmek bile istiyorum. Bir kadının kendini koruması için iyi olmaz mı? Özellikle akşamları dışarı çıkan biri için...

Batman Robin'e Karşı filmi bir çizgi animasyon. Batman'in daha önceki filmerini iyi bildiğimi söyleyemeyeceğim, sanırım birini izlemiştim çok önceden. Fakat bu filmde Robin O'nun kendini tam bulamamış evlatlık oğlu, dolayısıyla kandırılmaya çok müsait ve bir süre farklı güçler tarafından ele geçirilmiş olarak Batman'in karşısında yer alıyor. Batman'in mottosu " Adaleti sağla, intikam alma", diğer grup ise suçlu insanları öldürmekten yana, tabi bu kötülük büyüyüp masumlara karşı da kullanılıyor, örneğin Batman'e... Aksiyonu filmde görün daha fazla bahsetmeyeyim ancak fragmanı aşağıda:


Diğer film Hitman ise bir bilgisayar oyunundan esinlenerek film senaryosuna dönüştürülmüş. İnsanların DNA'larıyla oynanarak sevgisiz, korkusuz ve vicdan azabı duymayan bir ırk yaratılıyor ve bunlara ajan deniyor. İnsanların yapmak istedikleri kötülükleri kolaylıkla gerçekleştirsinler diye kullanılıyor. Tabiki bunlar öldürme odaklı. Bu ırkı yaratan bilimadamı doktor kızının peşine düşmesinler diye kızını küçük yaşta terkediyor ve kendi de kayıplara karışıyor. Kötü güçler de O'nu bulmak için önce kızını arıyorlar ve buluyorlar. Sonra kız da babasını buluyor bu arada bir sürü aksiyon, barkodlanmış tetikçi ajan 47 de kıza yardım etmek üzere yanından ayrılmıyor; "yaptıklarımız, seçtiğimiz yol, kendi kararlarımız üzerinde şekillenir" sözünden etkilenen bu ajanımız diğerlerinin aksine iyi olmayı seçiyor. 


Cumhuriyet Bayramı'mız kutlu olsun...

28 Ekim 2015 Çarşamba

Yürüyüşümden Kareler... Ve Hayvanseverlik Üzerine

Ben yürümeden duramıyorum ya bana eşlik eden sokak köpekleri de oluyor zaman zaman. Genellikle bir park bankında veya çimenlerde oturduğum zaman önümdeki yumuşak çimenlerin üzerine oturup koruma görevi üstleniyorlar. Sonra da yakınımdan geçen insanlara, diğer hayvanlara hırlayıp havlıyorlar. Geçenlerde bir tanesinin bol bol fotoğrafını çektim. Aslında bu koruma hiç fena olmuyor aksi takdirde uyuşturucu kullanan gençler tenhalarda sizden para dileniyorlar veya azgın köpekler yanınıza çok yaklaşınca ürkebiliyorsunuz.

Bazı insanlar düzenli yürüyüşler yapmak için bir köpek ediniyorlar. Köpeğiniz varsa her gün gezdirmek mecburiyetindesiniz ve bu sebeple siz de egzersiz yapmış oluyorsunuz. Ben köpekleri (ve ayrıca kedileri de) çok severim ve bu düşünce bana da cazip geldi bir süre. Ama ailemle yaşadığım için bu mümkün olmadı. Hep evde birbiriyle iyi anlaşan bir kedim bir de köpeğim olsun istemişimdir...

Şimdilerde evcil hayvanların biraz da sahiplerinin egolarını tatmin etmek için kullanıldığını düşünüyorum. Sevgisiz büyüyen bazı zengin, para odaklı yaşayan insanlar, karşılarındakilere sevgi veremedikleri için, sadece beslenerek insana bağlanan köpeklerinden karşılıksız sadakat ve sevgiyi tadarlar. Bu tip insanlar diğer insanlardan umudu kesip, herkesten nefret eden, sözde hayvanseverlerdir. Bunların arasında kocasından boşanıp, önce kocasından sonra da çevresindeki insanlardan gördüğü davranışlar sonucunda insansevmez hayvansevere dönüşen kadınlar da vardır. Eminim tanımasanız bile çevrenizde görmüşsünüzdür bu tip insanları, çöplerden insanlar karın doyurduğu halde hiç bir şey hissetmezken, kedi köpeklere mama bırakırlar cadde kenarlarına. Ayrıca hayvansever görünenlerle ilgili,  fazla masraf olmasın diye hayvanlarını aç bırakan, zincirleyen, kafese kapatan, döven insanlara kadar bahsedilecek çok konu var aslında.

Neyse ben yürüyüşüme döneyim, bu köpeği beslemeye çalışan, devamlı yanına çağıran bir çocuk vardı ancak bu tatlişko önümde oturup hiçbir yere kımıldamadı uzun süre.






Hayvan sevgisiyle dolu günler diliyorum ama bu sevginin aksine, öte yanında, mesela iş arkadaşınızı aşağılıyor, yüzüne bakmıyor, selam bile vermiyorsanız bu sevginin, sevabın  hiçbir değeri kalmıyor aslında... Bunu siz yapmıyorsunuz biliyorum ama yapan insanlara sözüm, bir gün rastlar da bu yazıyı okurlarsa diye... 

Sevgiler :)

27 Ekim 2015 Salı

İlgi Çekici Bir Konferans'tan Seçme Bilgiler

Geçenlerde oldukça sıradışı bir konferans dinledim, "Modern Kozmoloji ve Kur'an" konulu. Her ne kadar başta Fenni ve İlahiyat bilimlerinin karıştırılmaması gerektiğini düşünsem de, bu düşünce konuya olan merakımın üzerine çıkamadı. Konuşmacıların biri Nasa Ipac'ten Ian Steer, diğeri de benim doktora yaptığım bölümün başkanı Prof. Dr. Zeki Eker'di. Evrenin katmanlı yapısı ve yaratılma ve yok edilme ve tekrar yaratılma konularında Kur'an'da ve modern kozmolojideki teorilerin benzerliği vurgulandı. Çogumuzun bildiği gibi evren sürekli genişlemekte, bilim adamları bu genişlemenin zamanla azaldığını ortaya koymuşlar şimdiki inanış ise evrenin daha sonra büzülüp ve daha ileri evrelerde tekrar genişleyeceği yönünde. Yani yaratıp yok etme ve tekrar yaratma gibi giden bir döngü konusu bu. Başlangıcın ise bir supernova patlaması olduğu düşünülüyor. 

Vurgulanan diğer bir nokta ise bilimsel açıdan hiçbirşeyin yoktan varolmayacağının ispatlanmış olması. Ancak maddenin dönüşüme uğraması muhtemel... Ayrıca evrenin sınırlarının ötsinde de başka evrenler bulunuyor.

Slaytta göründüğü gibi "Sınır ötesinde hiçbirşey yok" ve "Başlangıçtan önce hiçbirşey yok" kanıları yanlış. 


Evrenimiz, yukarıdaki peteklerden yanlızca birisi. Peteklerin içindeki küçük petekler de galaksiler. Yani birbiriyle sınır komşusu birçok evren var. Bunlar bir evrenler sistemini oluşturuyorsa böyle birbirine bağlı sonsuz sistem var. Uzayın bilinen  bir sınırı yok yani. Akıl alması güç değil mi?

Benim bilmediğim, evrenimizin sınırlarının belirlenmiş olmasıydı ve bununla ilgili rakamları da aşağıdaki slaytta gorebilirsiniz.


Evrenle ilgili bilgilerin çogunun Atmosfer'ın uzerine yerleştirilen Hubble teleskobuyla tespit edildiği bilgisini de vereyim son olarak. İyi haftalar :)

19 Ekim 2015 Pazartesi

Okuma ve Yazma Mevsimidir Sanki Sonbahar

Okullar açıldı, ondan mı bilinmez, ya da havalar serinledi dinçleştim, bende her zamankinden fazla bir okuma, yazma hevesi var. Kitap fuarları da hep bu mevsimde olur değil mi? Gider cebimizdeki tüm parayı bir güzel harcarız. Benim vicdan azabı duymadan harcadığım paradır, kitap fuarında birkaç saat içinde uçup gider.

Bu ara Oğuz Atay'ın Korkuyu Beklerken adlı romanını okudum. İTÜ İnşaat Fakültesi mezunu, hem akademisyen, hem de yazar olan Oğuz Atay bana ilham verdi. Zaten roman da İstanbul'daki öğrencilik yıllarımdan arkadaşlarımın bana hediyesi. Çok güzel de bir not iliştirmişler ilk sayfasına "Seni Seviyoruz" diye :).

16-17 yıl sonra elime aldım kitabı, sebebi de Tutunamayanlar'ı okuyamayıp yarım bırakınca, yazara karşı önyargılı olup başlayamam bir türlü bu kitaba... Derken, yaprakları sararmış solmuş bu kitabı yeni bitirdim. Etkileyici gerçekten, dokunaklı karakterler yüreğinizin taaa dokunulmamış yerlerine temas ediyor öykülerinde... Bir de vefat ettikten 2 yıl sonra babasına yazdığı bir mektup var ki, tam benim de yazmaya ihtiyacım olan cinsten dedirtti bana...

Yeni okumaya başladığım ise Buket Uzuner'in İstanbullular adlı kitabı. Amerika'da yaşayan bir akademisyen ile oraya sergi açmak için giden doğulu bir heykeltraş adamın aşkıyla başladı roman. Kadın yıllar sonra Amerika'daki akademik kariyerini bırakıp İstanbul'a yerleşmeye karar veriyor. Akıcı bir kitap, olaylar nereye sürükleyecek bu ilişkiyi diye merak ediyorsunuz.

Buket Uzuner sevgisi çok yerleşmiştir bende, çok uzun yıllardır okurum kitaplarını ama bir süre ara vermiştim. Bu arada da Toprak, Su dizisini yayımladı. Bunları da okursam tüm kitaplarını okumuş olacağım sanırım.

Mutlu, hareketli ve bereketli bir hafta diliyorum, sevgiler :)

17 Ekim 2015 Cumartesi

Son İzlediklerim; Marslı ve Kızıl Tepe Filmi

Birazcık uzaya, ne bileyim geceleyin yıldızları, ayı izleme merakınız varsa Marslı filmini kaçırmayın. Benim gibi Jüpiter'i, Mars'ı filan da gözlemişseniz, gitmişsinizdir çoktan zaten. Kesinlikle çok sıradışı bir film. 3 Boyutlu ve Mars'ın topoğrafyasını filmin sonuna kadar ağzınız sulanarak gözlemleme şansı buluyorsunuz. Ben yanlız izledim filmi ve o kadar kaptırmışım ki kendimi 2 saatlik filmi 1 saatlik filan zannettim, çok çabuk bitti gibi geldi. Ayrıca konu kurgusu çok başarılı, kitabını okumadım hala ama çok güzel uyarladıkları belli, daha fazlasını aratmıyor. Hararetle tavsiye ederim... Filmin fragmanı...


Kızıl Tepe filmine de az sonra gideceğim, bazen rutin ve sıkıcı olabilen hayatıma biraz heyecan katsın diye. Bu film korku ve gerilim unsurları taşıyormuş çünkü. Hayaletleri görebilen ve babasıyla yaşayan bir kadının, babasının bir konuğuna aşık olması ve babası öldükten sonra bu adamla evlenmesi konu ediliyor ve gotik bir malikaneye taşınmasıyla film daha ilginç bir hal alıyor sanıyorum. Çünkü bu müzevari ev birçok sırrı ve hayaleti barındırıyor. Filmi bir yazar değerlendirmiş, izlenmesini tavsiye ediyor. Az sonra göreceğim... Fragmanı...



Mutlu haftasonları ***

14 Ekim 2015 Çarşamba

Gezdim, Tozdum, Yaptım

Bu blog yazımda son zamanlarda neler yaptığımı anlatacağım. Aslında bunlar benim zaten periyodik olarak yaptığım şeyler, ziyaret ettiğim mekanlar... 

Bu arada...Üniversitede doktoraya Uzay Bilimleri ve Teknolojileri Bölümü'nde devam ediyorum, geçiş yaptım. Çünkü orada benim tam olarak uzmanlık alanım, Uzaktan Algılama Departmanı açıldı ve bu yıl ilk kez doktora öğrencisi kabul etmeye başladı.

Bizim evin yakınlarında falezlerin üzerinde deniz manzaralı bir yürüyüş ve bisiklet parkuru var. Ben sporumu genellikle bu parkurun içinden geçtiği parktan yürüyerek yapıyorum. Evden çıktıktan sonra Düden Şelalesi'nin denize döküldüğü yerden sonra 15 dk daha yürüyünce Kır Kahvesi'ne ulaşıyorsunuz, benim favori mekanlarımdan biri, bir bira molası veririm bazen burada. Bazen de sadece oturmaya giderim, işte size benim oldukça sık seyrettiğim bu manzaranın sonbahar versiyonu :)


Eskiden daha sık olmakla beraber hala yaptığım diğer bir keyif ise, Starbucks'ta Con panna molası vermek. Bu mekanın kuzeyinde 10 dk'lık bir mesafede Antalya'nın en büyük alışveriş merkezlerinden biri, Terracity var. Bana yakın olduğu için oraya da oldukça sık gidiyorum. Con panna, espresso üzeri krema, yanına da Mozaik pasta enfes gidiyor. Ben kreması bol sevdiğim için taştı fincan tabağına :)


Martha Steward'ın yemek tarifleri sayfasından bulduğum tarifle French Toast yapmıştım bir zamanlar. e2'de veya cnbc-e'de yemek programları yayınlanıyordu Martha Steward'ın, oradan tanıyorum. Şimdi blog yazılarının olduğu sayfasını takibe aldım buradan. ABD'de bir arkadaşının restoranını tanıtan resimlerde Gin&Jam diye bir kokteyl gördüm. İçindekileri yazmış ama oranlar yok, ben bunu yaparım dedim. İkinci deneyişimde limonata yerine nar suyu kullandım daha kırmızı ve daha güzel oldu. Bir de ahududu reçeli gerekiyor, bunu marketten aldım ve tabiki de cin... İdeal oranları deneyerek buldum, sonuç çok lezzetli :) Bu kokteylin ben versiyonu tarifi şöyle (1 kişi için): 1 neskafe fincanı nar suyu (taze sıkılmış), 3 tatlı kaşığı ahududu reçeli, 1 kahve fincanı cin, yarım kahve fincanı soğuk su, bunları karıştırıp süzün. Kokteyl bardağı olarak küçük boy kavanoz kullandım, internetteki resminde de öyleydi. İçine 2 kalıp buz atıp ve kısa ve kalınca pipetle servis yapın, çok eğlenceli bir sunum oluyor. 

    

4 Ekim 2015 Pazar

Kışlık Konserveler, Reçeller

Selam,

Ekim ayına geldik ama havalar hala soğumadı burada ve pazarda yaz sebze ve meyvelerini bulmak mümkün. Son hasat yaz sebze ve meyvelerinden bazılarını kışa saklayayım derseniz, siz de benim gibi konserve ve reçel yapımına yönelin, çünkü bunlar yazın son demleri... Boş bir gününüzde hoş vakit geçireceğinizi de garanti ederim. Geçen gün Lezzet Dergisi'nin son sayısına denk geldim ve konserve ve reçel tarifleri bana ilham verince az miktarlarda çeşit çeşit yaptım. Yaptıklarımın oradan tariflerini benim yorumum ve fotoğraflarımla buluşturacağım size...

İncir Reçeli 


MALZEMELER
500 gr incir - 2 su bardağı su
500 gr toz şeker - Yarım limonun suyu
6-7 karanfil

HAZIRLANIŞI
İncirlerin kabuğunu soyun. Tencereye alıp üzerini örtecek kadar su ekleyin. 15 dk kaynatıp suyunu süzün. İncirleri süzgece alıp elinizle hafifçe bastırarak süzün. Suyun içine şekeri koyup kaynamaya bırakın. Şeker eridiğinde limon suyu ve karanfil ekleyip 15 dk kaynatın. İncirleri ilave edip 20-25 dk daha kaynatın. Ocaktan alın, kavanoza doldurup kapağını sıkıca kapatın ve ters çevirerek soğutun. 

Fasulye Konservesi
MALZEMELER
500 gr fasulye
1.5 su bardağı rendelenmiş domates
1 tatlı kaşığı tuz

HAZIRLANIŞI
Yıkayıp ayıkladığınız fasulyeleri 5 dk kaynatıp suyunu süzün. Rendelenmiş domateslerin yarısını bir kavanoza koyun. Üzerine fasulyeleri ilave edin. Kalan domates rendesini ekleyip tuzu üzerine serpin. Kapağını sıkıca kapatıp içi su dolu bir tencereye alarak bir taşım kaynatın. Serin bir yerde muhafaza edin.

Üzüm Reçeli


MALZEMELER
500 gr çekirdeksiz beyaz üzüm
3 su bardağı toz şeker
Yarım çay bardağı su - Yıldız anason (Aktarlarda bulabilirsiniz)

HAZIRLANIŞI
Yıkayıp saplarını ayırdığınız üzümleri geniş bir kaseye alın. Tozşeker ilave ederek üzüm tanelerini ezmeden karıştırın. 1 gece oda sıcaklığında bekletin. Ertesi gün geniş bir tencereye alarak üzerine yarım çay bardağı su ilave edin ve 30 dk kısık ateşte pişirin. Karışıma yıldız anasonları ekleyip kısık ateşte pişirmeye devam edin. Biraz kıvam alınca ocaktan indirin. Kavonoza sıcakken koyup kavanozu ters çevirip soğutun.

Biberli Domates Konservesi


MALZEMELER
2 kg domates
5-6 sivri biber
1 yemek kaşığı kaya tuzu

HAZIRLANIŞI
Domatesleri yıkayıp rendeledikten sonra geniş bir tencereye alın. Orta ateşte koyu bir kıvam elde edinceye kadar kadar kaynatın. Tuz ve ince doğradığınız biberleri ilave edip karıştırın. Sıcakken kavanozlara doldurun, kapağını sıkıca kapatıp, ters çevirip soğutun sonra serin ve kuru bir ortamda bekletin. 

Sonuçta ortaya çıkan ürünlerimin tümünü de karşınızda :) Bir kısmı 1 gün önce yapılmış, bir kısmı da soğuma aşamasında. Sebze ve meyve miktarları çok fazla olmadığı için uğraştırmadı ayrıca çeşitlilik çok olduğu için de zevkli oldu yapımı. 


Sevgiler...