24 Şubat 2017 Cuma

Demre, Üçağız, Kekova Yürüyüşüm

Her pazar olduğu gibi geçen hafta da şehir dışındaydım. 15 km.lik bir yürüyüş yaptık taşlık ve kayalık yerlerde, uçurum kenarında yürümediğimiz için parkurun hayati tehlikesi yoktu ancak bazı parkurlarda bu tehlike bulunabiliyor. Hemen hepiniz duymuşsunuzdur Likya Yolu'nu. Antalya'dan Muğla'ya kadar uzanan, genellikle sahil şeridinde devam eden bir patikadır bu. Hepsini bir anda yürümeye kalkarsanız bir hafta kadar çadırınızla doğada konaklamanız gerekir. İşte bu yolun bir kısmını yürüdük geçen hafta. Kekova, Üçağız; bu yöre aynı zamanda yazın tekne turlarıyla ünlüdür. Günübirlik tekne turları bu adaların arasında sizi gezdirir ve bazı koylarda yüzme molası verir. Denizin altında batık bir tarihi kent de bulunur, yüzerken veya tekneyle giderken bu kalıntıları  da izlersiniz, eşsiz güzelliktedir yani :)

 Yürüyüşe Demre Çayağazı Yat Limanı'ndan başladık:



Parkur boyunca yeni yeni açan lalelere rastladık, bunlara Anemon da deniyor. Genellikle eflatun renktelerdi.


Bu yürüyüş grubuyla ilk defa yürüdüğümü belirteyim. Yanımda bir arkadaşım yoktu ama orada yeni insanlar tanıdım. Kaliteli otobüsü ve katılımcı kitlesinin yaş ortalamasının diğer yürüyüş gruplarına göre daha düşük olması da hoşuma gitti.





Yürüyüş boyunca manzara harikaydı, çok yoruldum ama kendimi çok iyi hissettim. Fiziksel yorgunluğun böylesi mutluluk veriyor.

Yürüyüşün sonlarına doğru tersaneye ulaştık.


Buraya geldiğimizde köy tek tük evleriyle belirmeye başladı, birkaç kilometre sonra da Kekova Yat Limanı'nın olduğu merkeze ulaştık ve yürüyüşümüz bu şirin yerleşim yerinde sonlandı.


Bu pazar bu parkurun Muğla'ya doğru 2. etabını tamamlayacağız. Ben fotoğraflarla anlatımını yine yapacağım tabi. Hayırlı cumalar :)

Tophane Çay Bahçesi'nde Başıma Gelenler

Antalya'nın en ünlü ve belki de en eski çay bahçesidir Tophane. Lezzetli çayınızı yudumlarken Yat Limanı'nı izlersiniz. Buraya gidip, saatlere oturup, suluboya resim yapmışlığım var bir zamanlar. Çok eski bir mekan olduğu için son yıllarda açılan havalı kahve dükkanlarından dolayı gençler tarafından (ben de dahil) fazla tercih edilmez oldu. Çocukluğumuzda anne babamızla gittiğimiz, nostaljik bir yer. Daima iç açıdır, eski bir dost gibi kucaklar sizi. Esen rüzgar saçlarınızı dağıtır, manzaranın keyfine varır, hayallerinizin zamanda yolculuk yapmasına izin verirsiniz.



Geçen cumartesi, buraya yürüyüş yaparak geldim. Kitabımı masanın üzerine çıkarıp bir çay söyledim. Ancak manzara o kadar güzeldi ki, kafamı indirip kitabı okumaya fırsat bulamadım, resimler çekip paylaştım. Daha sonra yanıma bir kadın geldi, kendi yazdığı şiir kitaplarını satıyordu. Ben de yazı yazdığım için kadının bu çabasına destek vermek istedim ve bir şiir kitabını imzalatarak aldım. Akşam eve döndüğümde kitabı okumaya başladım ve ortalarına geldiğimde öyle bir cümleyle karşılaştım ki, şok oldum. Kadın bir terör örgütüyle dağlara çıkmıştı. O kadar sinirlendim ki, neredeyse ağlayacaktım bu kitabı aldığım için. Hemen elimden bıraktım ve ertesi gün de attım. 

Hiç tanımadığımız insanlara ne kadar iyi niyetli yaklaşıyoruz. Hayatı yeterince iyi tanımıyoruz. Bu olay, hiç tanımadığım insanlara daha temkinli yaklaşmamı öğretti bana. Vatanıma düşman insanlar benim düşmanımdır. Allah bir daha böyle biriyle karşılaştırmasın.

17 Şubat 2017 Cuma

Doğumgünümü Kutladık

Geçen haftasonum çok hareketli geçti. Cumartesi günü de arkadaşlarımla büromda doğumgünümü kutladık. Büromu bir gün önce çiçekler ve balonlarla süsledim. Yemekleri annemle birlikte yaptık. Genelde meze türü ağırlıklıydı, en iyisi sayayım ben size sofrada neler vardı: Köfte, pırasalı börek, humus, haydari, turplu havuçlu salata ve köfte yemeyen vejeteryan arkadaşlarım için falafel.


Haydariyi ben yaptım ve ilk defa peynirli yaptım. Orjinalinin içinde beyaz peynir olduğunu biliyor muydunuz ve böyle çok daha enfes olduğunu?.. Tarifini aldığım site burası (TIK). Farklı olarak naneyi yağda kızdırmadan yoğurtla karıştırdım ve yağ koymadım çünkü ev yoğurduyla yaptım, zaten suluydu. Süzme yoğurtla daha enfes olur eminim.

Falafeli de ikinci olarak yapıyorum, neredeyse köfteden güzel oldu! Devamlı aynı tarifi kullanıyorum, Arda'nın Mutfağı'ndan, tarifi burada, farklı olarak kişnişi toz olarak kullandım.

Yemekten sonra arkadaşlarımdan biri saz çaldı, söyledik. Ben bir öykü yarışmasına katılacağım öykümün yazdığım kısmını bana okuttular ve çok güzel tepkiler aldım, şevkim arttı :) Birkaç saat sonra da pastamı kestik. Sıradışı, samimi, güzel bir gündü. Mart ayında Bahara hoşgeldin partisi düzenlemeyi düşünmeye başladım.




Giydiğim bluzu bir gün önce aceleyle Coton'dan aldım, bedenlerine bile bakamadım :) elime Large'ı geldi, denedim, biraz bol olsa da aldım. Üstelik 26 liraya!

Oymapınar Baraj Gölü Yürüyüşüm

Merhaba Dostlar!

Geçen pazar Manavgat Nehri'nin üzerinde bulunan Oymapınar Barajı'nın topladığı suyu yukarıdan izledik. Bu manzarayı izleyebilmek için orman içinde kilometrelerce yürüdük. Manavgat'ın ormanları çok verimli, yerler kozalak seriliydi ve sık orman. Kozalaklardan çıkan tohumlar devamlı yeni ağaçlar oluşturmuş. Böyle bir ortam insana inanılmaz coşku veriyor. 

Bir kayanın üzerinden aşmak için ayağım kayıp düşsem ve bacağım kayaya çarpsada... O ağrıyla bir 8 km daha yürümek zorunda kalsam da... Herşey çok güzeldi. Tüm ağrılar bir gecede, uyuyup uyanınca geçince daha güzel oldu.

Sonra çarşamba gününe kadar nasıl bir tatlı yorgunluk oluyor, evde-işte olmaktan nasıl zevk alıyorsunuz anlatamam. Normalde ben kapalı yerlerde çok bunalan biriyim. Gece gündüz dışarıda olmayı severim.

Seyir Terası'nda çok rüzgar vardı
Bu romantik pozumu rehberlerimizden biri çekti, kendisine teşekkür ediyorum :)





14 Şubat 2017 Salı

Sevgililer Günü'nüz Kutlu Olsun


Sevgiliniz varsa da, yoksa da, olacak gibi olsa da, ilişki durumu karışıksa da veya hiç yok öyle birşeyse de "Sevgililer Gününüz kutlu olsun". Bu günün aslı sevgi günüymüş ya ben hepinizinkini kutluyorum :)

Şimdi gelelim benim bir taneme yazdığım şiire. Ben şiiri genelde başlıksız yazıyorum, yine öyle oldu :)

Şimdi bahar geliyor ya,
Senin yanıma geldiğin gibi...
Renkler parlaklaşır,
Çiçekler açar,
Hava ısınır
İyi olsun, olmasın gün içinde,
Duyduklarım, gördüklerim, müzikli gelir.
Sanat eserine dönüşür hayat,
Benden daha iyi bir ben yaratmak isterim.

Mutlu günler!

7 Şubat 2017 Salı

41. Yaşgünüm

Tam 41 yıl önce bugün karlı, tipili bir Bursa akşamüstüsünde ben doğduuum! :) Genellikle doğumgünüm yılın en soğuk günlerindendir, yağmur veya kar yağar. Nitekim bugün Antalya'da yağmur yağdı. Aslında kutlamayı cumartesi günü yapacağım ve sonrasında bunu size anlatırım ama şimdi gezi yazısı yazacağım, tam gününe denk geldi, doğumgünüm olduğunu söylemem gerekti.

Gelelim bu pazar günü yaptığım geziye. Antalya'nın doğusunda Manavgat ilçesinin Taşağıl nahiyesinde başlayan yürüyüşümüz Çakış mevkiinde sona erdi. Benim paylaşacağım fotoğraflar genellikle yürüyüşün başlarında çekildiği için Taşağıl'a ait. Manavgat Çayı'nın üzerinde inşaa edilmiş regülatörü de gördük. Baraja su toplamak için gerekli bir tesis olduğunu düşünüyorum. Kapalı bir hava vardı pazar günü ve yağmur yağacak diye yürüyüşün başlangıcında biraz strese girdim çünkü yağmurluk ve yedek kıyafet getirmemiştim. Yağmurluk yerine termosla sıcak şarap götürdüm :) Çantam küçük olduğu için ikisinden birini seçecektim ve ben sıcak şaraba karar verdim. İyiki de öyle yapmışım, şansa yürüyüş bitip araca binene kadar damla düşmedi o koyu gri bulutlardan. Ama strese girmektense bu tip havalarda ne olursa olsun yağmurluğu çantaya tıkıştırmaya karar verdim.

Arkadaşımla bol bol sohbet ederek 14 km yürüdüğümüz, zevkli bir gün oldu. Nereye gideceğin değil de, kiminle gittiğin önemliymiş ya, çok doğru bir söz ;) Geçtiğimiz yerler de güzeldi ama, Antalya'mız o konuda paha biçilemez değerde :)


Su sporlarının yapıldığı göletler

Portakal ve nar bahçeleri yanyana

Belli ki önceden sahiplenilip sonra bırakılmış bir köpek. Çok uysaldı, km.lerce bize eşlik etti.

Şirin bir köy manzarası


4 Şubat 2017 Cumartesi

Karaf Şarapevi ve Machuca Filmi

Dün gece Kaleiçi Karaf Şarapevi'nde Machuca adlı Şili yapımı bir film izledim. Filmi izlerken Karaf'ın ev yapımı şaraplarından içtim, çok güzeldi, film de güzeldi. İkisi birlikte şahane gitti. Eğer evde izlemeye değer bir film arıyorsanız, rahatlıkla tavsiye edebileceğim bir film. Tarihin önemli bir geçiş noktasını ele alıyor film. Sosyalist Allende hükümetini deviren diktatör Pinochet yönetiminin etkilerini izliyorsunuz. Şimdi konusu hakkında biraz daha ayrıntılı bilgi vereyim:



Şili sinemasından tarihe ışık tutan çarpıcı bir geçiş dönemi yapıtı…
                                                                           
Şilili yönetmen Andres Wood iki zıt uçlardaki yaşamı gözler önüne seriyor… Bir yanda elit bir ailenin, diğer yanda da yoklukla savaşan bir ailenin çocuğu ve tüm imkansızlıklara rağmen sınır tanımayan bir arkadaşlık…

1973 Şili’sinde sınıflar arası ayrılığın konu edildiği Machuca filmi, iki ayrı dünyayı çok keskin bir şekilde ayıran görünmez duvarı yıkmak için canla başla çalışanların verdiği mücadelelerini ve sistemin dayatmaları karşısında çaresiz kalışlarını anlatıyor.
Ülkedeki politik ve sosyal hayatın giderek kötüleştiği bir ortamda dönem sosyetesinin göreceli ahlaki değerleri, yoksulların katlandığı eziyet ve ikisinin arasında bir denge oluşturmaya çalışan Katolik bir peder… Tüm bunlar bir ilkokul çocuğunun gözünden dokunaklı bir şekilde anlatılıyor.

Ödüllerini de yazayım da hafifsenmeyecek bir film olduğu anlaşılsın ;)

2004 Bogota Film Festival – Golde Precolumbian Circle En İyi Film Ödülü
2004 Flanders International Film Festival – George Deleure Ödülü
2004 Lima Latin American Film Festival- Elcina Birinci Ödülü
2004 Valdivia International Film Festival En İyi Film Ödülü
2004 Vancouver International Film Festival En Popular Film Ödülü
2004 Vina del Mar Film Festival Grand Paoa Ödülü
2005 Mexico City International Contemporary Film Festival Özel Ödülü
2005 Philedelphia Film Festival Seyirci Ödülü

Mutlu ve huzurlu bir haftasonu diliyorum :)

Alıntılar: http://www.kucukisler.com/2009/09/05/machuca/